20.10.2016

Hayata Doğru Esneyebilmek

"Esneklik"

 

Bu sabah gözümü açtığımda gözümün önüne gelen ilk kelimeydi.

 

Her sabah uyandığımda, yataktan kalkmadan önce yaptığım rutinlerim vardır. Günüme hazırlayan, o günün enerjisine sistemimi uyumladığım egzersizlerdir. Özellikle o gün, zorlandığım konuların önüme geleceği bir günse kendimi hazırlamama destek olur. Bazen de -eğer zaman uygunsa- hatırladığım rüyalarımı yazar, çözümlerim. Koçluk yönteminde kullandığımız etkili tekniklerden biridir. Rüyalar çözümlendiği taktirde, insan sistemini destekleyen ayrı bir dünya sunar bize. En sonunda da kendime şu soruyu sorarım: "Bugünün bana hediyesi nedir?". Geleni - seveyim ya da sevmeyeyim - içinde taşıdığı hazineyi merak eden bakış açısıyla, hediye olarak kabul edebilmeyi alışkanlık haline getiren bir sorudur benim için. 

 

Bu sabah, bu rutinlerin hiçbirini yapmadan gözümün önüne geldi "esneklik".  Geldiyse vardır bir sebebi deyip, esnekliğe dair neyi fark etmeye ihtiyacım varsa önüme gelmesi niyetiyle başladım güne. 

 

Esneklik bizim ailenin önemli değerlerinden biridir. Her birimiz çocukluğumuzdan beri hayatta esnek olabilmeye dair derslerden geçtik ve geçmeye devam ediyoruz. 3,5 yaşındaki oğlumuz buna dahil.

 

Esnek olmak nedir?

Hayata katkısı nelerdir?

 

Sözlük anlamı elastikiyet olan bu durumun insan bilimindeki yansımasına baktığımızda ise kast edilen, insanın her türlü duruma adapte olabilme yeteneğidir.  Esneklik hepimizde doğuştan vardır. Bebekleri düşünün. Doğduklarında ne kadar yumuşak ve esnektirler. Sağlıklı şartlarda büyüyen her bebek bu esnekliği her koşulda cesaretle sergiler. Hem hareketlerindeki, hem de düşünme biçimlerindeki esnekliği gözlemlerseniz, karşılaştıkları her yeni şeyi deneme merakı hayranlık uyandırıcıdır. Sonrasında yaşam koşullarıyla ortaya çıkan ve doğuştan getirdiğimiz bir takım özelliklerimizle bazı insanlar için bu yeteneği sergilemesi çok kolayken, bazılarımız için de en zorlandığımız konulardan biri haline gelir. 

Aslına bakarsanız tüm canlıların hayatta kalabilmesine destek olan en önemli yeteneklerden biri.  Bu nedenle yaşam, bu hayati yeteneği bize kazandırana kadar öğretmenliğini yapar. 

 

Doğayı gözlemlersek eğer, taşıdığı bilgelikle bize her daim çok iyi bir rehberdir. Doğada diğer tüm canlılar yaşamın doğal akışında her türlü değişime ayak uydururken insanın bu konudaki zorlanmasının nedeni ilgimi çekmiştir. Mevsimler değişir; çiçekler, ağaçlar değişir; toprak değişir; hava değişir...Öte yandan insanoğlunun en büyük korkularından biriyse değişimdir. İşte tam bu noktada esneklik yeteneği karşılaştığımız her türlü değişimi, akışında deneyimleyerek, kimi zaman yarattığı acının içinden geçirerek ve bizi daha da güçlendirerek ilerlememize destek olur. 

 

Peki neden bazılarımız için esnekliği sergilemek daha zorlayıcıdır? 

 

Bu yeteneğin gelişimini engelleyen nedenlerden biri çevremizdeki herşeyi kontrol etme isteğidir. Kimilerimiz için yaşamımızın ilk yıllarındaki deneyimlerimizin yarattığı sonuçlardan biridir. Hayatımızdaki herşeyi kontrol etme isteği bir o kadar da yorucudur. Gerçekçi olmayan bir hedef karşısında var gücünüzle çabalarsınız. 20'li yaşlarının ortasına kadar esnek olmakta ciddi anlamda zorlanan biri olarak paylaşıyorum bu gözlemi. Hayatı kontrol etmek o kadar zorludur ki yaşam bir nebze kolaylaşsın diye güvende olma ihtiyacıyla sınırlar koyarız herşeyin etrafına, dolayısıyla potansiyelimize. Ve bir müddet sonra fark ederiz ki koyduğumuz o sınırlar bizim özgürlüğümüzü kısıtlayan bir hücreye dönüştürmüş yaşamı. İşte o farkındalık anları sorgulamaların geldiği aşamadır: Hayatı yaşamak bu kadar zor olmamalı!

 

Esneklik yeteneği geliştikçe hayatı kontrol etme isteği, yerini hayatı nasıl yöneteceğimize dair stratejiler belirlemeye bırakıyor. 

 

NLP eğitiminde sevgili öğretmenim Dr. Zerrin Başer’den duyduğum bir metafor beni çok etkilemişti: 

"Bir söğüt ağacı gibi olun." 

Söğüt ağacının esnek yapısı nedeniyle her şiddetteki rüzgara karşı gövdesini, dallarını, yapraklarını uyumla eğdiğini, adapte ettiğini anlatmıştı. 

 

Rüzgar geçip hava sakinlediğinde söğüt ağacı yine söğüt ağacı olarak yaşamına devam eder. Bir farkla, daha da güçlenerek. Dolayısıyla esnek olmak dediğimde kendimizden ödün vererek durum karşısında boyun eğmeyi değil; 'kim olduğumuz' farkındalığıyla değerlerimizle birlikte duruma uyumlanmayı, kısırdöngüde kaldığımız bir durum karşısında çıkış stratejisi belirlemeyi, potansiyelimizle birlikte genişlemeyi ve güçlenmeyi ifade etmeye çalışıyorum. Esnek olduğumuzda karşılaştığımız en zor durumda dahi çözüm bulma kapasitemiz hızla harekete geçer. Gerektiğinde durma, yeniden düşünme ve hedefimize giden yolda manevramızı değiştirebilme becerimiz hayat bulur. Bakış açımız, yapılan hatalara bunun bir öğrenme süreci olduğu hoşgörüsüyle yaklaşabilme yönünde değişir. Yaşam yolculuğunda ilerlerken sadece aklın sesine değil, içsel bilgeliğimize, sezgilerimize güven duymaya açık olma becerisi esnekliğin bize sunduğu hazinelerdir. 

 

Esnek olmakta zorlandığımız dönemlerde bedenimiz bize bir uyarı verir aslında. Hepimizin bir zaman başına gelmiştir. Tüm araştırmalarınıza ragmen nedensiz gibi görünen boyun ağrıları bu uyarıya en güzel örnektir. Hastalıkların altında yatan zihinsel nedenlere odaklanan Louise L. Hay'in yarattığı bir matris* vardır. Bu matrise göre boyun bölgesi esnekliği temsil eder. Yaşamda diğer bakış açılarına kapalı olduğumuz, problemler karşısında görünenin dışında başka bir alternatifin olmadığına inandığımız, artık bize hizmet etmeyen duygu, düşünce, davranışlara inatçılıkla bağlı kaldığımız dönemlerde en çok yaşadığımız hastalıkların başında boyun hastalıkları gelir. Böyle dönemlerde bazen fark etmediğimiz konular da vardır. Henüz bilince gelmemiştir. Bu anlarda sistemime şu soruyu atarım ki konu bilincime gelsin. Ben hazır olduğumda cevabın geleceğine olan güvenle sorarım. "Hayatımda neye karşı 1 adım daha esnesem, yaşam koşullarım daha olumluya dönüşür?"

 

Bildiğim her türlü tekniği uygulasam da emin olun, zorlandığım, sabırsızlandığım zamanlar da olur. O zaman da güvendiğim bir uzmandan destek alırım. 

 

Esneklik yeteneğini geliştirmek bedenimizde bir kası geliştirmek gibi küçük pratiklerle, kararlılıkla, farkındalıkla ve cesaretle atılan adımlarla olur. O kası kullanmazsak zayıflar. Bazen cesarettir en zorlayıcı ilk adım. İnanıyorum ki bu dünyada bir kişi dahi cesur bir adım attıysa her insanda bu adımı atacak cesaret kapasitesi var. 

 

Hayatınızda daha huzurlu kapılar açma hedefiniz varsa eğer, esnek olma yeteneğiniz bu kapıları cesaretle aralamanıza yardımcı olur. Kendi esnekliğinize dair soracağınız sorular bu kapıları açacak olan anahtarlardır.  Bu farkındalıkla, kendi içinize dönerek sizi şu soru üzerinde düşünmeye davet ediyorum:

Hayatınızın hangi alanında, neye doğru bir esnekliğe ihtiyacınız var?

 

Çevrenizde olan ya da belki yaşam hikayelerinden ilham aldığınız insanları gözlemleyin. Neleri farklı yapıyorlar? 

 

Sistemimize kulak verirsek aramızda güvenli bir ilişki oluşur.  

Zamanı geldiğinde çok yerinde geribildirimler verir bize. 

Dinleyin. 

Sorun kendinize. 

Cevabı gerçekten merak ederseniz,

İhtiyacınız olan cevabın kapısı açılır. 

Olmadı, bir söğüt ağacının altında oturun, bir de ona sorun. 

Bakalım onun size cevabı ne olacak?

 

Hülya AYAV

11.09.2016

 

 

* Bu konuya dair daha detaylı bilgi edinmek isterseniz Louise L. Hay'in yazdığı "Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri" adlı kitabını okumanızı öneririm.