Koçluk

KİM olmayı seçiyorsun?

Bu sorunun kapsayıcılığında bu süreci dönüşümsel yapan büyümek için gerekenleri öğrenerek ve yapılacakları yaparak bu halin ifadesini yaşama yansıtabilmek.

Dönüşümsel koçluk yolculuğuna eşlik ettiğim kişilerden biri olan Denizin bu alandaki deneyimleri ilham verici bir örnektir.

Deniz, 30
larında olan ve Pazarlama alanında başarılı bir kariyer yaratmış biri. Danışmanlık verdiğim bir kurumun İnsan Kaynakları Departmanı tarafından yönlendirilmişti. Bir kaç ay önce terfi etmiş, iişinde daha da başarılı olmak için böyle bir desteğe ihtiyacı olduğunu belirtmiş ve böylece bir araya gelmiştik. İlk görüşmemizde çocukluğundan itibaren tüm başarılarını bana anlatmıştı. Dinlerken bunları gayet normalleştiren anlatım biçimi ve kendini aralarda –yıkıcı- bir dille eleştiren tavrı dikkatimi çekmişti. Kendine koyduğu çıta öyle yüksekti ki, aslında hedeflediği başarıların çok azını gerçekten başardığını söylüyordu. Ona göre eksik olan bazı yönleri nedeniyle de bundan sonrasındaki hedeflerini engellememeleri için o yönlerini geliştirmek istediğinden bahsetti. Yeni pozisyonunda yaşadığı bazı olumsuzluklardan dolayı yönünü bulmakta zorlanıyordu. Yaşamın zorlaştığını ifade etti. Kendine yaptığı eleştirilerin etkisi yaşama karşı duruşunu da etkileyeme başlamıştı. Geceleri bir anda uykusu kaçıyor ve kimi zaman saatlerce düşünüyordu, planlar yapıyordu. Zihni sürekli meşguldü. Bir çıkış yolu arıyordu. Netliğini kaybettiğini, güveninin azaldığını hissediyor ve bu nedenle karar vermekte bile güçlük çekiyotdu. Koçluk sürecinde karar verme becerisini geliştirmeyi hedefliyordu. 

Normal bir koçluk sürecinde Deniz hedefleriyle gelir: Özgüvenli olmak için hangi stratejileri geliştirebilirim?  Netlik kazanabilmem için stratejim ne olmalı? vb...Koç da bu kişinin hedeflediği çözümü yaratması için kişiye bu doğrultuda koçluk yapar.

Denizin yapısı analiz etmeyi ve görünenin de ötesini öğrenmeye meraklı hali kendine dair pekçok şeyi araştırabileceği bir alan yaratmıştı. Yapısı gereği analiz ediyor ancak sonuca bağlamakta kimi zaman duruyordu. Değişimin gerçekten olabileceğine dair ciddi şüpheleri vardı, ne de olsa yıllardır bu şekilde yaşamıştı. Ancak en derininde değişimi gerçekten istiyordu. Bir müddet sonra seanslar strateji oluşturmanın ötesinde sisteminde tuttuğu ve uyanık olduğu her an onu ve seçimlerini kontrol eden kısıtlayıcı inanışlar, düşünceler etrafında derin araştırmalara doğru evrildi.

Konuşmalarımız dönüşümsel alanda devam ederken, Denizin odağı çözümler bulmaktan çok gerçekten bu dünyada KİM olmayı arzuladığına ve çok daha kapsayıcı  gerçeklere geçti: Yeterliyim, Kendimi olduğum halimle seviyorum, KİM olduğumun ifadesiyim.’ gibi.

Kısıtlayıcı inanışlar öyle derine kazınmışlardır ki hücrelerimize kadar hissederiz ve tüm iç işleyiş sistemimizi etkiler. KİM olduğumuzu bu perspektiften tanımlarız. Denizin kısıtlayıcı inanışlarından biri de şuydu: Bu yaşamdaki en önemli amacım iyi hissetmek. Başarıyı yakalamak için de çok çalışmalıyım ancak o zaman iyi hissedebilirim.

Her birimizde buna benzer farkında olmadığımız inanışlar var. Bilinçdışında yerlerini alır ve oto-pilot gibi çalışır anında otomatik yanıtlarımıza yön verirler.

Dönüşümsel Koçluk sürecinde bu inanışlar farkındalığımıza gelir. Denizin çocukken kabule geçtiği inanışın altında etrafındaki yetişkinlerin beklentilerini yerine getirmek için çok çalışmasına rağmen onlardan sürekli beklentileri gerçekleştiremediğine dair aldığı yanıtlar vardı. Çok çalışmalıyım, başarılı olmalıyım ancak o zaman onların onayını alırım ve sevilebilir olurum.” Düşüncesine inanmıştı. Bilerek ve isteyerek değil tabiki. Başedemediğimiz her konuyu bilindışına atarız. Hayatta kalma stratejisi olarak düşünüleblir bu. Bilinçdışında olan bu inanış  Deniz'in her davranışını, düşüncesini ve seçimini etkiliyordu. İyi hissetmek için vargücüyle tüm başarıları elde etmeye çalışıyordu.  Kendini tanımlarken başarı ile özdeşleşiyordu. Jung'un şu ifadesi çok iyi açıklar bu durumu: "Siz bilinçaltınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz.”



Bu gibi durumlarda Denizin koçluk konusuna dair ya da kısıtlayıcı inanışına dair sadece zihinsel bir farkındalık yaratarak strateji-eylem oluşturma yönünde çalışılırsa, evet kişi bir çözüm oluşturur elbet ancak görünenin ötesindeki anlamı fark ederek kısıtlayıcı inanışı kökten bırakmasını sağlamaz.

Buradaki niyet koçluk alanın meselenin özüne inip OLma düzleminde bir araştırma yapmasına alan açabilmek. Bu alanda hem ışık var hem karanlık; hem neşe var hem korku; hem kısıtlamalar var hem de müthiş olasılıklar.

Denizin yolculuğu KİM olduğuna inanmaktan, OLma düzleminde yaptığı derin araştırmalarla düşündüğünden çok daha fazlası olduğunu fark edip, deneyimleyerek; gerçekte özünde KİM olduğunu anlamaya doğru ilerlemişti. Sonrasındaki görüşmelerimizde bu farkındalığı içselleştirmeye yönelik yaptığı çalışmaların neticesinde, kendi büyük resminden hareketle, doğallığıyla eylemlerine yön verdi.

Tüm süreç boyunca odağı; OLma haline, görünenin ötesindeki manaya, meselenin özüne, ışığın ve gölgelerin olduğu alana, kendi iç işleyiş sistemini aydınlatmaya yönelikti.


Dönüşüm Koçluğu sürecinde:

  • Kendi hikayenizi anlamlandırarak KİM olduğunuzun derin farkındalığı ile dengeli, mutlu ve anlamlı bir hayat oluşturursunuz;
  • Beden&zihin&ruh bütünlüğünün farkındalığı ile kaynaklar oluşturarak her daim kendinizi desteklemenin yolunu bulursunuz; 
  • Özünüzle uyumlu bir yaşam oluşturarak dünyayı güvenle deneyimlersiniz. Kendinizle kurduğunuz sevgi dolu bağlantı başkalarıyla ve yaşamla olan ilişkilerinizin de uyum içinde olmasını kolaylaştırır;
  • İçsel bilgeliğinizle - içinizdeki şifacıyla- bağlantıda kalmayı öğrenirsiniz;
  • Derin farkındalık ile kısıtlı seçenekleri geride bırakarak tüm alternatifleri görür, seçme özgürlüğünü keşfeder, bu doğrultuda kendi öz gerçekliğinize uyumlu seçimler yapmanız kolaylaşır;
  • Sizi destekleyen içsel kaynaklarınızı, yaratıcılık potansiyelinizi, ilerlemenizi engelleyen tüm bariyerleri keşfeder ve yaşam planınıza en uygun bir biçimde çözümlemeyi deneyimlersiniz;
  • Yaşamınızdaki stres kaynaklarını pozitif bir şekilde yönetir ve zorluklar karşısında esnek dayanıklılık becerilerini kazanırsınız;
  • Karşılaştığınız durumlara pozitif bakış açısıyla bakmayı pratik eder, neşe-keyif-coşkunun ifadesi olur; gücünüzü özünüzden alarak yaşamınıza yansıtırsınız;
  • Harekete geçmenizi sağlayacak iç motivasyonu bulur, adımlar atar, güvenle yol alırsınız;
  • Yaşamınızın size özel amacını keşfederek kendi yolunuzda ilerlemek üzere bir yol haritası çizersiniz.